Bugün ihtiyar başrolde değil. Daha doğrusu, bizim ihtiyar değil; yoksa ihtiyardan bol bir şey görmeyeceksiniz.
Yolum Münih'e düşünce fırsattan istifade çeşmenin başını bir ziyaret edeyim dedim. BMW Müzesi'ndeyiz...
Müze, BMW Welt (BMW Dünyası) ve fabrikayla birlikte aynı kompleksin içerisinde. Üçü de, hem benim gibi hariçten gazel okuyan ziyaretçiler, hem de müşteriler düşünülerek hazırlanmış. Ofis kısmı da var ama orası bizi ilgilendirmiyor. Fabrikada önceden kaydolunarak saat başı rehberli turlar düzenleniyormuş ama hem epey plansız gittiğim için hem de çok da ilgimi çekmediğinden o tarafa bakmadım.
Önce BMW Dünyası'na giriyoruz. Dışarıdan ilk bakışta pek bir şeye benzemeyen yapı, içeride son derece ferah bir his veriyor. Hacim geniş geniş kullanılmış, son derece modern bir iç mimari yaklaşımı benimsenmiş. Herhangi bir rahatsızlık hissi şöyle dursun, içeride aylak aylak dolanırken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Sadece iri bir otomobil galerisi gibi de donatılmamış, etrafa serpiştirilmiş gayet hoş kafe ve restoran kısımları, hediyelik eşya satın alabileceğiniz şık bir mağaza da var.
Doğal olarak, girişten itibaren öncelikli odak noktası arabalar. Hatta araba deyip geçmeyin, yeni çıkan elektrikliler dahil hemen hemen tüm ürün gamının yanısıra, BMW grubuna dahil Mini ve Rolls Royce'lar da sergileniyor. 2, 3, 4 serileri ve i3 gibi "alt sınıf" araçların sürücü koltuğuna kurulabilmek de mümkün.
Biz faniler bu kısma giremiyoruz sanırım. Gerçi teşebbüs de etmedim, yanlış bir şey söylemeyeyim.
Bu arkadaş da Isetta 250. Bizim ihtiyarla aynı motora sahip. 3 tekerlekli, 2 kişilik, tek kapılı(!), son hızı 80 küsür km.
Motosikletler maalesef epeyce ikinci planda kalmış, o kadar ki, kalite, şıklık ve okkalı fiyat etiketiyle meşhur motosiklet kıyafetleri bile satılmıyor.
Fotoğrafta en öndeki yeni çıkan S1000R bu arada. Şöyle bir üzerine bindim ama bu kambur oturma işine hiç alışamayacağım ben.
Bir kenara S1000XR de koymuşlar, ancak sadece dekor niyetine duruyor. Henüz oturup kurcalamak mümkün değil.
Anladığım kadarıyla karşıdaki platform, hazırlanan siparişlerin müşterilere teslim edildiği bölüm. Malum, bu taraflarda otomobil satışları bizdeki gibi bayinin kafasına göre yapılmıyor, bu yüzden de sokaklar bizdeki gibi tepeleme beyaz, siyah ve gri arabalarla dolu değil. Aracınızı en ince ayrıntısına kadar gönlünüze göre donatıp siparişi ona göre geçiyorsunuz.
Bu fotoğrafı, öndeki "dekor" güvenlik aracı için değil, arkadaki eserden dolayı çektim. Düpedüz egzoz manifoldundan sanat eseri uydurmuşlar. İşin asıl garibi, bence çok da estetik olmuş.
Zaten çoktan anlamışsınızdır ama yeri gelmişken söyleyeyim, bu sefer fotoğrafları maalesef ben çekiyorum. Hem fotoğraf makinesi turist boyu minik, hem de fotoğrafçı acemi olunca hal böyle oluyor maalesef.
Havanın pırıl pırıl haline aldanmayın, sıcaklık sıfırın altında ve güzel ayaz var. Neyse, BMW Dünyası'nda çok da fazla oyalanmadan binanın diğer ucundaki kapıdan çıkıp köprünün üzerinden asıl sebeb-i ziyaretime doğru ilerliyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder