1 Şubat 2015 Pazar

Boşanma avukatı...

Bugün, haftalardır şu ya da bu bahaneyle ertelediğim işi nihayet tamamlamaya karar verdim. Asıl güreş maçı esnasında fotoğrafa fırsatım olmadı, fakat en azından sonuç memnuniyet verici.
Araba fabrikalarında, ayrı hatlarda monte edilmeye başlanan motorla şasinin bir araya geldiği noktaya evlilik deniyor. Aynı mantıkla, ben de bu akşam boşanma avukatı oluyorum. Motoru yerinden çıkarma zamanı geldi.

Önce motorun yağını boşaltarak başladım. Yarım litreden birazcık fazla yaş boşaldı. Kapasitesinin yanılmıyorsam 1,25 litre olduğunu düşününce pek hayra alamet değil, ama artık hemen hemen her conta sukoyvermiş durumda, zaman içinde epeyce sızıntı yapmıştır. Motor bloğunun altı cılk yağ.

Manzara güzel, ne akan yağın içinde, ne de tapanın üzerinde herhangi bir metal artığına rastlamadım. Bu da demek oluyor ki, içeriyi açtığımda hırpalanmış, hasarlı bir parçayla karşılaşma ihtimalim de nispeten az. Bu iyi haber.
Yağı boşalttım ama elektrik bağlantısı hala yerinde. Elektrik üreteci, motor bloğunun en önüne yerleştirilmiş, basitçe iki vidayla tutturulmuş bir kapağın altında. Dinamonun kapasitesi topu topu 60 Watt. Yani farı yaktığınızda başka herhangi bir şey için mecali kalmıyor garibimin. Diğer motorumdaki 70 Wattlık (110 muydu yoksa?) sis farlarını, 50-60 Wattlık elcik ısıtmayı, yetmezmiş gibi öteberi bağlamak üzere yerleştirdiğim iki tane elektrik soketini düşününce insan hovardalığından biraz mahçup oluyor, ne yalan söyleyeyim.
İçerisi bu kadarcık işte. Orijinalini iptal edip oraya bir kayışla derme çatma araba alternatörü uydurulduğunu da gördüm. Tabii ki benim planımda böyle bir şey yok.

Alt kısma doğru gördüğünüz dört tane kabloyu bağlı oldukları yuvadan çıkarıp elektrik tesisatını motor bloğundan tamamen ayırdım.
Kapağın hali de pek iç açıcı sayılmaz. Bunu güzelce bir elden geçirtip nikelajla pırıl pırıl parlatmayı planlıyorum.
Amma da bilimsel çalışıyorum... Neyi nereden söktüm, ihtiyatı toplarken unutacağım diye ödüm kopuyor. Yine de başıma geleceği biliyorum ben, ama bakalım ne zaman.
Elektrik bağlantısını da kurtardıktan sonra bloğu şasiye bağlayan sadece iki adet kocaman saplama kalıyor. Daha önce yazmıştım diye hatırlıyorum, motor, şasiye boydan boya uzanan iki tane saplamanın üzerinde duruyor. Üst-ön kısımdaki kolayca çıktı, ancak motorun asıl ağırlığını taşıyan alt kısımdaki, bir yandan çekiçle vurup diğer taraftan çekiştirdiğim sırada ellerimde ruhunu teslim ediyor. Oldukça da paslanmış, değişmesinde de hayır varmış zaten.
Hız göstergesini temizlemeyi kafaya koydum. Etrafındaki parlak çerçeveyi kanırtarak yuvasından kurtarabilirsem içeriye ulaşıp hem camı hem de kadranı temizleyebileceğim. Dahası, sanırım hız telini de değiştirmekte fayda var. Fakat yine bir sakarlık yapmaktan da ödüm kopuyor.
Saplamalardan kurtulduktan sonra iş sadece biraz pehlivanlığa kaldı. Epey hamlamışım ama motoru kucaklayıp yere bırakacak kadar mecalim varmış yine de.

Koca motosikletten de kala kala bu kadarcık bir kılçık kaldı. 


Önümüzdeki iki hafta çalışmaya ara vermek zorundayım. Tabii ki bu, araştırmaya ve yazmaya ara vereceğim anlamına gelmiyor, ancak bu kadar aksiyon sahnesi olmayacak maalesef. Bir Game of Thrones'u bilmemnesi aylarca sezon arası vermekte bir beis görmezken, şu garip kulunuz iki hafta iş yapmamış çok mu?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder