Birkaç gündür burada yazı yazmayı savsaklamamın sebebi de bu. Akşamlarımı motorun başında, ufak ufak sökerek geçirdim. Söktükçe, hem işin gitgide karmaşıklaşması sebebiyle gözüm hepten korktu, hem de bir sonraki parçaya girişmenin sabırsızlığıyla iyice keyiflenmeye başladım. Tecrübe ve bilgi eksikliğim sebebiyle nispeten yavaş ilerliyor olsam da, aletin aslında son derece basit ve zekice tasarlandığını söylemeliyim. Eline çabuk, tecrübeli bir usta birkaç saat içerisinde makinayı son cıvatasına kadar ayıklayabilecektir.
Motoru doğru düzgün oturtacak bir sehpam olmadığı için sökmeye arkadan başlamak durumunda kaldım. Yükü motosikletin orta ayağı ve ön tekerlek taşıyor. Böylece, arka tekerlek, sele ve çamurlukla başlayıp, diferansiyel, benzin deposu ve nihayet motor ve şanzıman bloğunu sökecek, en sonda da ön tekerlek, amortisör ve gidondan kurtulacağım. Bundan sonrasıysa tezgah üzerinde geçecek; motorun da, vites kutusunun da etraflıca bir gözden geçirilmeye ihtiyacı var; hatta tekerleklerin bile...
Önce arka tekerlekle cebelleştim. Arka tekerleği çıkarmak, kağıt üzerinde oldukça basit. Milin ucundaki somunu sök, diğer tarafta mil yuvasını sıkıştıran somunu sök, sonra mili çek çıkar. Hatta adamlar mili yuvasından kolayca çekebilmek için ucuna delik bile delmiş.
Peki öyle mi oldu? Tabii ki hayır. Hayatıdma bu kadar inatçı parça görmedim desem yeridir. Çekmem gereken taraftan çektiğimde bana mısın demedi, hatta diğer tarafından çekiçle giriştim, ona bile nazlana nazlana ancak azıcık kıpırdandı. En sonunda, her zaman olduğu gibi ışın kılıcını oluşturmak zorunda kaldım: WD40! Sıkışan yerlere bir miktar WD40 takviyesi, daha çok ve daha kuvvetli çekiç darbeleri, ve sonunda mil yerinden kurtuldu.
Adamlar arka çamurluğa bir menteşe eklemiş. İki tane vidayı gevşetiyorsunuz, çamurluğun arka kısmı hoop yukarı kalkıyor. Tekerleğinizi açılan "kapaktan" dışarı yuvarlıyorsunuz...
Milin yerinden çıkmaktaki inadı anlaşıldı. Tekerleğin içindeki rulman darmadağın olmuş. Hepsini alıp ayrıntılı biçimde incelemeden tam olarak neyin yanlış olduğunu kestiremeyeceğim. Bütün rulmanlar değişecek, orası kesin.
Fakat ihtiyarı bu zamana kadar her kim kullandıysa verilmiş sadakası varmış. Şu milin tam ortasındaki çepeçevre oyuğu görüyor musunuz? O aslında yok! Yani tekerlekteki hasar her neyse, en ağır ve sağlam çelikten üretilen mile zaman içinde sürtüne sürtüne yaklaşık bir iki milimetre derinliğinde bir oyuk açmış. Neyse ki yine yavaş ilerlemiş, yolda giderken milin kırılıp arka tekerleği kilitlediğini düşünmek bile istemiyorum.
Şu egzoz da aradan bir çıksın hele. Orijinal olmadığından bahsetmiştim, hem çirkin, hem de oldukça sallapati duruyor. Motordan çıkan borusuyla beraber çöpe gitmesine ve orijinaline uygun parçaların temin edilmesine karar verilmiştir.
Şimdilik tekerleği uzunca bir süre beklemek üzere bir kenara bırakalım. Sırada diferansiyel ve arka amortisörler var. İşe diferansiyelin içindeki yağı boşaltarak başlıyorum. İki tane tapa koymuşlar, biri fotoğrafta bize dönük olan doldurma tapası, biri de tam alttaki boşaltma tapası. En alttaki de plastik su bidonundan bozma yağ boşaltma kabım. Henüz motor ve vites kutusunu boşaltmadım; motoru tümden dağıtmadan önce bir kompresyon ölçme aleti alıp motor bloğunun durumunu görmek istiyorum.
Arka süspansiyondan devam edelim. Bunun da çok hoşuma gittiğini söylemeliyim. Günümüzde, motosikletlerin arka tekerlekleri, bir ucundan kalın bir mille ana gövdeye tutturulmuş bir çatala takılıdır. Çatal, bu mil ekseninde yukarı-aşağı serbestçe hareket eder. Arka süspansiyon, bu hareketi sönümlendirecek şekilde çatalla ana gövde arasına takılmış bir yay-darbe emici amortisör kombinasyonundan oluşur.
Bizim ihtiyarda ise, arka çatal yok. Arka tekerlek, doğrudan süspansiyonlara bağlı, yukarı-aşağı hareketini kontrol altında tutmak amacıyla da içeride kalın bir yay mevcut. Torunları kadar güçlü ve etkili olmayablir, ancak pek çok açıdan çok basit ve zekice bir yöntem.
Amortisörler, gövdeye üst ve alt kısmından birer kelepçeyle bağlı. Bunları çözüp eski parlaklığını yitirmiş üst kapak vidasını çıkardığımda kolayca yuvasından kurtulması gerekiyor - en azından teoride...
Üst kapak vidasının garibanlığı net bir biçimde görülüyor. İşim bittiğinde bu da eski günlerdeki gibi pırıl pırıl parlıyor olacak.
Alttaki ve üstteki kelepçe vidaları ve üst kapak vidası çıktıktan sonraki hali.
Bu arada, motorun orası öyle, burası böyle diye atıp tutuyorum ama öyle kuru sıkı salladığımı düşünmeyin. İlk yazımda anlattığım, BMW'yi tercih etmeme sebep olan uçsuz bucaksız bilgi ve belge birikiminden faydalanıyorum. 1954 model bir motosikletin olanca parça kataloğu ve çizimlerine ulaşmak 1 dakikanızı almıyor.
Şimdilik burada bırakayım. Aslında biraz daha ilerlemiş durumdayım, sevgili fotoğrafçıma biraz mesai yaptırır yaptırmaz kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Merhaba kolay gelsin sizi takip ediyorum istanbuldan birşey lazım olursa arayın lütfen inanç 05056882356
YanıtlaSilEksik olmayın, not ettim.
Silmerhabalar ismim kemal izmirde yaşıyorum aynı motordan altı sene önce peşine düşmüştüm almak bu seneye nasip oldu sizin ile aynı ugraşları vermekteyim:)) takıldıgım yerlerde sizin emeklerini referans alarak devam ediyorum. örnek : ön amartisör. nacizana size bir tavsiyede bulunacagım büyük ihtimal ile sizde araştırmışınızdır aliminyum bölgelere ayak marşı , jant , vs gibi bölgelere eloksal kaplama yaptırabilirsiniz eloksal kaplama aliminyum üzerine tekrar aliminyum kaplatmaktır mat bir görüntü verir ve ısıya kesinlikle dayanıklı ve uzun ömürlüdür. fiyatı yaptıracagıbnız yere göre degişir ama kilo hesabıdır yaptıracagınız malzemenin agırlıgına orantılı yapıyorlar. sizi takibe devam etmekteyim izmir bölgesindeyim. dilediginiz zaman iletişeme gecebilirsiniz. bu arada şase ve diger boyanacak tüm yüzeyleri öncelikle kumlama yaptırmanızı tavsiye ederim. 0555 504 54 92
YanıtlaSilMerhaba Kemal Bey, ilginiz için çok teşekkür ederim. Burada anlattığım son durumdan biraz daha ilerdeyim aslında. Bütün gövde parçaları şu anda boyada (onu kendim yapamıyorum malum) ve hepsi metaline kadar zımparalanıp elden geçirildi. Kumlamanın özellikle depo ve çamurluklarda ihtiyar saca zarar verebileceğini okumuştum, aklınızda olsun. O konuda şu andaki tek soru işaretim çizgi meselesi.
SilJantlar ve ayak marşına da sulu zımpara-Metylan uyguladım. Tabii ki yara berelere yapacak bir şey yok ama güzel bir parlaklık kazandı. Yakında jantlar için de bir yazı yazacağım.
Şanslısınız, İzmir bu konuda zengin bir şehir. Yardımcı olabileceğim herhangi bir şey olursa mutluluk duyarım. Size de kolay gelsin.
merhaba r25 / 3 bende var arka amortisör bütün vidalar gevşetim ama sökemedim 2 yataktan cıkmıyor
YanıtlaSilBeni de uğraştırmıştı. Her zamanki gibi bol WD-40 ve bolca sıcak hava tabancası tavsiye ederim. Yanlış hatırlamıyorsam, sonrasında da uygun boyda bir lokma kullanarak alttan yukarı çekiçleniyordu. Dayak cennetten çıkmadır.
Sil