Motoru paldır küldür sökmeye girişmek için henüz erken, ancak yapılacak işleri listelemeye başlamanın tam zamanı.
Bugün, sevgili fotoğrafçım Deniz'le beraber motorun etrafında birkaç tur atıp ilk bakışta tespit edebildiğimiz ihtiyaçları belgeledik. Liste o kadar uzun oldu ki birkaç yazıya bölmek zorunda kalacağım. Bunun sadece ve sadece yarım saatte gördüklerimizden ibaret olduğunu ve henüz elimize anahtar dahi almadığımızı hesaba katınca söylenebilecek tek bir şey var: vay başımıza gelenler!
Motorun etrafını dolaşmaya başlayalım bakalım...
Her ne kadar karşıdan fena görünmese de, kaportanın iyice bir düzeltilmeye ihtiyacı var. Adamakıllı bir rötuş, pas koruma, macun ve yeniden boyanmaktan kaçışımız olmayacak. Buyrun size ön çamurluktan iki kare.
Alet yere çok yakın, doğal olarak da çukur, tümsek vs. geçerken oluşabilecek darbelere de çok açık. Resimde ön çamurluğun arka paçasının hali açıkça görülüyor.
(Kendime not: Bu alet bir F650GS değil, bunu insan gibi kullanmak gerekiyor. Kaldırımdır, kasistir, dikkat etmeliyim.)
Aslında motor güzel boyanmış ama dış etkenlere karşı konulamıyor maalesef. Ön çamurluğun ön kısmı da bundan nasibini almış.
Motorun diğer kısımlarında da benzer zedelenmeler bulunuyor. Anormal bir şey değil, hatta bununla yaşanabilir bile. Fakat amacınız fabrikadan çıktığı güne geri dönmekse bunlardan kurtulmak şart.
Her şey de o kadar vahim değil. Resimdeki ön amortisör borusunun 60 yıllık bir motosiklete ait olduğunu hiçbiriniz tahmin edemezdiniz herhalde. Çok çok yakından bakınca karıncalanma şekinde pas var tabii ki, fakat o kadarcık kusur kadı kızında da olur.
.
.
Vallahi maşallah!
Hız göstergesi orijinal ve çalışır durumda, ama kadran ve cam iyi bir temizlik ister. Söküp takmak zor mudur, sadece temizlemeyle ne kadar düzelir, bunların cevabını zamanı gelince arayacağım artık.
Kontak da sağlam ama orijinal değil ve değişmek zorunda.
Boş vites ve akü lambalarıysa iyi durumda.
Sinyaller de gidici. Malum, R25'lerin orijinali sinyalsiz üretilmiş. Hatta, otomobillerde günümüzde kullandığımız şekilde ilk sinyal 1939'da Buick tarafından üretilmiş. Motosikletlerde zorunlu hale gelmesi ise 70'leri bulmuş.
Motoru sinyalsiz kullanamayacağıma göre bir çare düşünmek zorundayım. Gidonların uçlarına takılan çok şık ürünler var, herhalde öyle bir şey alacağım.
Düğmeler sonradan uydurma. Sanıyorum manet ve elcikler de öyle. (Ön frenden emin değilim ama.) Aynayı hiç görmeyin zaten.
Plastikler bunca yıldır iyi dayanmış sayılır, yine de miyadını doldurmuş artık.
Far camı bir sakarlığa kurban gitmiş ve ucuz yollu bir şeyle değiştirilmiş. Orijinalleri hala kolaylıkla bulunabiliyor neyse ki.
Stop lambası bu modelin orijinal lambası değil, R50 ve R60'larda kullanılan "kahve kupası" modeli. Çamurluk tümden mi değişmiş, yoksa sadece lamba mı, bunu henüz bilemiyorum zira o dönemin modellerinin çamurluklarını sadece fotoğraflardan ayırt etmek hiç kolay değil. Sadece lambaysa işim kolay, hatta belki böylece bırakırım. Yok çamurluk değişmişse ne yapacağımı henüz kararlaştırmadım. Makul fiyatlı bir çıkma bulup bulamayacağıma göre değişir.
O bagajımsı şeyinse gideceğinden emin olabilirsiniz.
(Evet, motorun plakasını değiştirmedim.)
Asıl bu müthiş! Huzurlarınızda tarihin gördüğü belki de ilk ve tek limuzin motosiklet! Evet, 3 tane ayaklık saydınız; böylece en arkaya sıkışan talihsiz arkadaş ayaklarını boşlukta sarkıtarak yolculuk etmekten kurtuluyor.
En arkadaki sonradan ekleme ayaklık gidecek, yolcu ayaklığını doğru şekilde monte etmek için gerekli parça yapılıp şasiye kaynatılacak.
Egzoz orijinal değil. Önceki sahibi, orijinalini bulabilirse haber vereceğini söyledi, şimdilik umutla bekliyorum. Olmazsa mecburen yenisini alacağım.
Karbüratör orijinal Bing marka. İlla ki bir elden geçmek ister, fakat bunu en sonda da yapabilirim. Karbüratör konusunu henüz çalışmadım.
Bu arada resimdeki siyah hortum hava filtresinden karbüratöre hava taşıyan hortum, o da sizlere ömür.
Bilgisayar kasasıysa içine aküyü koymak için oraya uydurulmuş. Orijinal hali nasıldı bilemiyorum, araştırıp ona göre uyarlayacağım.
Neyse bugünlük bu kadar kötü haber yeter. Kalan kısımlara yarın devam ederim. Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok ama bu işin hiç mi hiç kolay olmayacağı şimdiden aşikar.
(Kendime ikinci not: Bu blogspot amma kullanışsız bir naneymiş yahu...)
(Kendime ikinci not: Bu blogspot amma kullanışsız bir naneymiş yahu...)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder