Kaldığımız yerden devam edelim. Gerçi pek bir yerde kalmış sayılmayız, hala ihtiyar R25'in etrafında döne döne kusur arıyoruz.
Koruma demiri genel olarak motosikletler için fena fikir olmasa da ihtiyar için pek uygun olduğu söylenemez. Gidici...
Bu arada, motorun ön kısmından uzanan yuvarlak parça, elektrik dinamosunun üzerini örten kapak. Nikelaj çok yakışıyor buraya.
O aşağı doğru kıvrıla kıvrıla inen paslı çürük şey, egzoz borusu. Hazır elim değmişken onu da toptan yenilesem mi yoksa bu adam olur mu bilmiyorum.
Nikelajdan devam edelim öyleyse. Şaft ve şaftın motora bağlandığı paslı görünen kısım da nikelaja gidecek. Şaftın arka diferansiyele girdiği yerde konik bir parça olması gerekiyor, onu da bulmak lazım.
Şaft demişken, 1923'te üretilen ilk model olan R32'den bu yana bütün BMW'ler şaftlı aktarmaya sahip. Zincir aktarmalı ilk BMW, ancak 1993 yılında piyasaya çıkmış.
Marş pedalı da parlayınca daha bir güzel duracak sanki. İçeride yayla ilgili bir sorun olabilir, pedal durması gerektiği yerde durmuyor. (Elektrikli marş rahatlığına da daha 16 sene var)
"Pushrod" yatakları. İlla ki Türkçe bir ismi vardır ama bilmiyorum. Neyse, bunlar hala oldukça parlak ama üstlerindeki contalar yıpranmış durumda. Büyük ihtimalle, eninde sonunda motor bloğunu oralara kadar dağıtacağım. O zaman bakarız duruma.
Vites pedalı da parlaması gereken parçalardan. Acaba sadece temizlik yeter mi, yoksa elim değmişken nikelaj da yaptırsam mı?
Gidon sıkma kelebeği... Sökmüşken içerdeki rulmanlara falan da bakmak lazım haliyle.
Depo kapağı fena görünmüyor, ama gidon bağlantıları ve ön amortisörün üst kısmındaki metal kapaklar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Seleyle ilgili çok kararsız kaldım. Bu modeller çoğunlukla Pagusa marka tekli seleyle satılmış, ancak bu şekilde seleler de üretilmiş. Pagusa'lar çok şık görünmekle birlikte, tarihi değerine bağlı olarak bunu da muhafaza edebilirim, çünkü müthiş rahat.
Motor bloğu genel olarak iyi sayılır. Güzel bir temizlikten sonra herhalde tedbir olsun diye contaları yenilerim.
Ve tabii ki tepeden tırnağa bütün vida ve somunlar da paslanmaz çelikten yenileriyle değişecek.
İyi sayılır dediysem, o kadar da iyi demedim. Kartere epey yağ bulaşmış. Ne kadar sızdırıyor, contadan daha kötü bir sorun çıkabilir mi, bunlar ancak temizleyip söktükten sonra anlaşılacak.
Benzin hortumu biraz uyduruk geldi. Motorun önceki sahibi de filtrenin pek uygun olmadığından bahsetmişti. Yeni bir hortum ve uygun bir filtre uydurmak en iyisi. Maalesef benzin musluğu da orijinal değil, fakat piyasada çok güzel replikaları bulunabiliyor.
Arka amortisör kapaklarında ufak tefek hasarlar var. Bunlara ne yapılabilir bilemiyorum ama illa ki bir çaresi bulunur. Malzeme sanırım aluminyum, belki uygun bir şekilde düzeltilebilir. Uzman görüşü almak gerek.
Jantlar genel olarak iyi durumda. Akort tellerini değiştirmeyi tercih edebilirim, fakat yenilerinin akordu gözümü çok korkutuyor.
Resimde ortadaki plaketin altındaki kısım gidon kilidi. Anahtarı orijinal değil ama kilidin kendisini araştırmam lazım. Bu haliyle de oldukça hoşuma gittiğini söyleyebilirim; buraya pek dokunasım yok.
Ortada görünen topuz, sepet takmak için kullanılıyor. Bir tane de şasinin arka kısmında var. Belki ileride bir tane Steib LS200 bulurum, kimbilir?
Saydığım bunca eksiğe rağmen, iki üç adım geriye çekilip baktığınızda motor şu haliyle de çok ama çok güzel görünmüyor mu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder