1 Ocak 2015 Perşembe

İhtiyar Eve Geldi

2014'ün 31 Aralık günü, muhtemelen hayatımdaki en tuhaf yılbaşı arifesi oldu.

5 yılı aşkın bir süredir motosiklet kullanıyorum, bu süre zarfında iki farklı BMW F650GS'le (2005 ve hala sahibi olduğum 2008 model) toplam 50 küsür bin km yol yapmışım. Beni tanıyanlar bilecektir, baştaki birkaç (beklendik) hüsran sonrasında motosiklet tamircisi milletiyle muhatap olmayı hepten kesmiş, uzun süredir bakım/onarımla ilgili her şeyi kendi başıma yapmaya başlamıştım. Bu ikinci kısım, sanırım gitgide ilkinin önüne geçmiş olacak ki, son zamanlarda daha da farklı bir arayışa girdim; yeterince eski, ancak yeteri kadar da temiz kalmış bir motosiklet bulup onu elimden geldiğince restore ederek fabrikadan ilk çıktığı hale geri döndürecektim. Bunun için de bilgi ve literatür birikimi, kullanıcı grupları, yedek parça ve yan sanayi avantajlarını da göz önüne alarak bu hevesimi yine bir BMW'yle gerçekleştirmeye karar verdim. (Bilgi birikimi demişken, bu konuda Türkçe içerik yok denecek kadar az.)

İnternetteki astronomik fiyatlı onlarca hurda, çöp ve tamamen restore edilmiş örneklerin arasından, tam da beklediğim gibi bir tanesini Konya'da buldum. 31 Aralık sabahı saat 6.50 trenine atladığım gibi soluğu Konya'da aldım. Motorumun (artık önceki) sahibi Ali Rıza Bey, sağolsun beni garda karşıladı ve ofisinin kapalı garajında bulunan motorun yanına geçtik. Söylediğine göre son 5-10 senedir neredeyse hiç kullanılmamış motor, tek marşta çalıştı. O motor sesini duyduktan sonra zaten çok fazla seçeneğim kalmamıştı; son derece hızlı bir pazarlıktan sonra (pazarlık konusunda hiçbir zaman iddialı olmadım zaten) notere geçip kağıt kürek işlerini de hallettik. Saat 11 olmadan, 1954 model bir BMW R25/3 sahibi olmuştum bile.

Motor neredeyse 40 yıldır aynı ailedeymiş. Uzun süre gündelik olarak kullanmışlar ancak hemen hemen 10 yıldır şartlar gereği gitgide kenara itilmiş. Geçen altmış senenin izlerini taşımakla beraber, artık bir nevi aileden biri olduğu için gayet iyi bakılmış. Sanıyorum bunca yıldan sonra satmak da hiç kolay olmamıştır.

Bizim ofisten arkadaşım Hikmet, bunca biçimsiz şartlara rağmen büyük fedakarlıkla bir araç ayarlayıp işten de izin alarak taa Konya'ya hızır gibi yetişti, motoru yükleyip dönüş yoluna çıktık. Akşam 21.00 civarı "yeni" motorum artık eve gelmişti. Her şey tamamlanıp da motorum 60 yaş gençleştiğinde ilk turu da Hikmet atacak, sözüm söz.



Önümüzdeki aylar, zamanım elverdiğince motorla uğraşmakla geçecek. Bir yandan motoru yavaş yavaş söküp elden geçirirken, özellikle kaporta/boya, nikelaj işlerini halledip, orijinal haline yaklaşması için ihtiyaç duyduğum eksikleri tespit edip gidermeye çalışacağım. Her şey bittiğinde, hem kendim için hem de başka hevesliler için güzel bir başvuru arşivi biriktirmiş olmayı umuyorum. Bakalım her şey umduğum gibi gidecek mi. 

5 yorum:

  1. Merhaba benzer duyguları paylaşıyoruz ama siz ben den daha cesaretlisiniz. Şuan istanbuldayım ancak Ankara'da uzun yıllar bulundum. Umarım herşey yolunda gider. Sizi takip edeceğim. Motosiklet geçmişim daha modelli motorlarda ama eski arabalarla çok haşır neşir oldum zorluklarını tahmin ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Kolay bir iş olmayacağının farkındayım, fakat tek ihtiyacım hakkını verecek kadar zaman ayırabilmek. Umarım başarılı olurum.

      Sil
    2. r25 i seçmendeki sebep nedir. r26 yada r27 neden değil. Ben de araştırırken r25 parçalarının daha ucuz olduğunu, şasede kırık ihtimalinin az olduğunu, daha az yakıt tükettiğini öğrendim. Fakat beşik amaortisör yok maalesef ve sürüş keyfi nasıl etkilenir bilemiyorum. Ben de f650 st ve dl650 kullandım daha önce.Hani 1150-1200gs kullanıpta oo bunun sürüş zevki iyi değil gibi birşey söyleyecek durumda değilim belki ama kafama takılıyor biraz. vosvosum ve novam vardı onları sattım, günlük kullanıyordum, şimdi hem klasik hemde motosiklet zevkimi birada yaşayacağım ve istanbulun trafik derdini bertaraf edebileceğim bir yol olarak ben de sizin gibi bir r25 alabilirim. Günlük kullanımda nasıl sorunlar yaşarım kestiremiyorum. Bu yüzden takipte olacağım :) tekrar kolay gelsin. (isminize rastlayamadım blogda)

      Sil
    3. Özellikle R25 aramış değilim, ancak olmuşken 1950'lerden bir şey olsun istedim, hepsi o kadar. Yani herhangi bir teknik zorunluluktan olmadı, şartlar böyle gelişti bu denk geldi. Aralarında yapmak istediklerimi temelden sarsacak bir fark olmadığını düşünüyorum.

      Böyle bir klasiği gündelik olarak kullanmanızı pek tavsiye etmem. Hem araç ne de olsa 60 yaşında, hele ki günümüz trafiği için çok yorgun ve eski teknoloji bir araç. Hem de günümüz modellerinin yanına bile yaklaşamayacağı böylesi bir güzelliğe bence çok yazık olur. Benim gündelik kullandığım bir motorum var, bunu yalnızca deneyim kazanmak ve işim bittikten sonra da güzel havalarda arada keyfine şöyle bir dolanmak için kullanacağım. 1954 model pırıl pırıl bir BMW'yle gezmekten ala bir sürüş keyfi olur mu?

      İlginiz için çok teşekkürler, size de faydam dokunur inşallah.

      Sil
    4. Birçok konuda katılıyorum size. Araba kullanmayı da çok severim mesela ama bu trafikte insana zulüm gibi geliyor. Zaten Vstromu da bu yüzden satmıştım :) motorlu araçlar da kullanılmadığında biraz olumsuz etkileniyorlar ben ce. Ilımlı şekilde zorlamadan kullanılırsa çok daha sağlıklı ve diri oluyorlar.

      Sil