17 Ocak 2015 Cumartesi

Cıırt Ayşe Teyze!

Bir haftadır yazmadığımın farkındayım. Birşeyler yapar yapmaz gelişmeyi sıcağı sıcağına buraya aktarmak istiyorum tabii ki, ancak maalesef, sıra pis işlere geldikçe hem ters bir şey yapmayayım diye, hem de adı üstünde pis işler olduğu için, daha ağırdan almak zorunda kalıyorum. Buna da bir denge bulacağım.

Geçtiğimiz haftayı epey coşkun bir sinüzitle geçirdim. Nedendir nasıldır derken jeton düştü; kapalı alanda, bunca tozun pasın içerisinde bu kadar çok vakit geçirince en sağlıklı adamın bile alerjiden burnunun düşmesi işten değil. Eczaneden şu nezle grip için kullanılan maskelerden aldım, oldukça da fayda ediyor gibi. Bundan sonra 50 kuruşluk maskemle birlikte iş başındayız.

Arka süspansiyonları sökerken bir parça kavga dövüş haricinde bir sürprizle karşılaşmadım. Önceki yazıda bahsettiğim dikine yerleştirilmiş millere aşağıdan çekiçle girişince yukarı kadar çıktı, böylece süspansiyonlar da boşa çıkmış oldu. Sağ arka süspansiyonla diferansiyel aynı kaideyi paylaşıyor, Diferansiyeli, contalarını satın almadan dağıtmak istemediğim için, şimdilik beraber bekliyorlar. Motor, vites kutusu ve diferansiyel contalarını nasılsa yenilemek zorundayım, bir ara bulup alsam iyi olacak.

Vites kutusu demişken; motorun ürettiği hareket şaft üzerinden arka tekerleğe aktarılırken, tekerlekten gelecek darbe ve sarsıntıların vites kutusuna zarar vermemesi için arada böyle bir lastik takoz kullanılmış. Deliklerden karşılıklı ikisine vites kutusundan çıkan kısım, diğer ikisine de şaftın ucunda bulunan parça geçiyor ve birlikte dönüyorlar. Kullansam daha kullanılır ama epeyce de deforme olmuş, hazır sökmüşken dış kısmındaki parlak bilezikle beraber değiştireceğim.
Dürüst olmak gerekirse, sele yukarıdan bakınca çok daha düzgün görünüyordu. Yerinden söküp altını çevirince manzara fena. Kimbilir kaç yılın tozu pisi, yarısı eksilmiş yaylar, ufak ufak pas tutmuş iskelet ve kendinden geçmiş sünger.
Yakından manzara böyle. Neden bu kadar alerji olduğum da ayan beyan ortada herhalde.

Seleyle ilgili fikrim hala değişmedi aslında. Güzel ve rahat bir sele ve zamanında Denfeld ve Schorch-Meier markaları birbirine benzer seleler üretmiş. Fakat şimdi asıl soru şu: şeklini şemalini bozmadan, aslına uygun bir biçimde eksilen yayları bulup, iskeletini elden geçirip sünger ve kaplamasını kime nasıl yeniletebilirim?
Bu arada motor bloğunu kurcalamadan edemedim. Egzoz borusunu yerinden çıkardığımda içeride bolca kurum buldum. Boru, koruma demirini sökmeden yerinden çıkmıyor, şimdilik böyle bekleyecek.
İçerisi de basbayağı soba bacası gibi. Büyük ihtimalle, uzun zamandır ancak ayda yılda bir kullanıldığı için karbüratör ayarlarına pek özen gösterilmemiş, epeydir de zengin karışım yakmış.
Görüntüyü yanlış yorumlamıyorsam, zengin karışıma başka bir kanıt da buji. Simsiyah, kurum bağlamış. Silindirin içerisine kadar açıp sıkı bir temizlik yapacağım, o yüzden bunların hepsi geçmişte kaldı, ancak karbüratör temizliği ve ayarının önemi ortada. Acaba bu konuda iyi bir kaynak var mıdır?

Motorun bu halde bile gözümün önünde tıkır tıkır çalışması, dayanıklılığına hayranlık uyandırıyor.
Sıra depoda. Depoyu sökmek üzere daha dikkatli incelediğimde, önceden farketmediğim bir sorun çıktı. Depo, ortasından geçen şasi borusunun iki yanına doğru bir heybe gibi sarkıyor. Kapasitesinin tamamının kullanılabilmesi için, sağ ve sol yarıları, en alttan, şasinin de altından dolanan bir hortumla birbirine bağlanmış. Bileşik kaplar prensibi... Bu hortum yerinden çıkmadan deponun kalkması mümkün değil. Bu da demek oluyor ki, önce deponun içini boşaltmalıyım. Ama nasıl? Daha doğrusu, nereye? Deponun kapasitesi 13 litre. Tamamen dolu değil ama içeride hatırı sayılır miktarda benzin var.
 Malum, benzin son derece güçlü bir kimyasal, öyle rastgele bir plastik kaba koyarsanız eritiverir. Evimin içinde litrelerce benzinin etrafa saçılmasını istemiyoruz haliyle.
Evde 5 litrelik bir benzin bidonu var. İşi en temiz halletmenin yolu, benzini deponun altındaki musluktan boşaltmak. Musluktan karbüratöre inen hortumu söktükten sonra, altına bidonu tutup sicim gibi akan benzini saatlerce seyretmek zorunda kaldım. (Veya bana saatler gibi geldi.) Nihayet bidon doldu ama depo boşalmadı. Ben de gidip bidonu arabamın deposuna boca ettikten sonra kaldığım yerden devam ettim. Çıkan benzin çok pis olmasa bari...
Benzin boşaldıktan sonra (en alttaki hortumu yerinden çıkarırken etrafa biraz benzin saçıldığını itiraf etmeliyim.) depoyu yerinden çıkarmak çok basit, şasiye iki noktadan tutunuyor hepsi o kadar.
Depom nihayet yerde. Benzin bidonu da işi başarmanın gururuyla poz veriyor.
Depodan kurtulduktan sonra bilgisayar güç kaynağı kasasına cuk oturtulmuş aküyü de yerinden söktüm. Akünün rafı oldukça paslanmış ama boyandıktan sonra yeni gibi olacaktır. Sadece orada sabit kalmasını sağlayan kayış yok. Satın alınacak...





Büyük lokma ye, büyük laf etme demişler. Daha geçenlerde, motoruyla uğraşırken sökmeye çalıştığı bir vidayı kıran bir arkadaşa etmediğim ukalalık kalmamıştı, yok sağı sarmısak solu soğanlar, yok bilmemneler... Fotoğraftaki hız gösterge telini tutan vidanın kafasını avucumun içinde gördükten sonra jeton düştü - deminden beri yanlış tarafa zorluyordum! Allah'ın sopası yok!



Sökme işlerine burada ara verip, çıkanları temizlemek için deneme yapmaya koyuldum. Okuduğum kadarıyla, WD40 haricinde, yağ çözücü özelliğe sahip bulaşık deterjanı, fırın temizleyici gibi kimyasallar da fayda ediyormuş. Ben de çıkıp biraz alışveriş yaptım, içimde saklı Ayşe Teyze ortaya çıkıverdi!
Huzurlarınızda yağ çözücü, bulaşık deterjanı, bulaşık eldiveni, bulaşık fırçası, bulaşık süngeri ve WD40. İçinde biriken pisliğe bakarsak kova da bana kurban edilmiş oldu.
Sol taraftaki süspansiyon, bu iş için biçilmiş kaftan. İçinde birikmiş yarım asırlık gres yağı, toz toprak, pisliğe karşı elimdeki bütün kimyasallarla saldırıya geçtim. Epey sabır istiyor olsa da sanırım sonuç güzel olacak. Vargücümle fırçaladım, köşe bucak kazıdım, bol kepçe WD40 ve deterjan da kullanarak epeyce adam ettim gibi. Deterjanlı suda bir iki gece beklesin, bakalım biraz daha yumuşayıp iyice temizlenecek mi. Bu arada, gördüğünüz suyun, üçüncü sefer doldurduğum su olduğunu söylersem durumun vehameti daha iyi anlaşılır herhalde.




İhtiyarın son durumu böyle. Sıra asıl işe, motoru yerinden söküp çıkarmaya geldi...


2 yorum:

  1. Eline sağlık hocam. Kendim söküyormuşum gibi keyif alıyorum izlerken. Faydası olur belki bir site var. bmwmototsikletparcasi.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o siteyi ben de buldum. Şansıma Ankara'daymış; yenilemem gereken öncelikli parçaların bir listesini yapar yapmaz bir ziyaretine gitmeyi düşünüyorum.

      Sil